Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/1174 E., 2017/4807 K. sayılı kararında, sanığın kaza esnasında alkollü olduğuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle TCK m. 22/3 (bilinçli taksir) hükümlerinin uygulanmamasında neden isabetsizlik görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21498

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanığın kaza esnasında alkollü olduğuna ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle hakkında bilinçli taksir (TCK m. 22/3) hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bunun temel nedeni, **şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)** ilkesidir. Kararda belirtildiği üzere, kazadan 12 saat sonra yapılan alkol muayenesinde sanık alkolsüz tespit edilmiştir. Kaza anındaki alkol durumu ise kesin olarak belirlenememiştir. Bilinçli taksirin uygulanabilmesi için, failin neticeyi öngörmüş olmasına rağmen istemeyerek gerçekleştirmesi gerekir. Alkollü araç kullanma, neticenin (kaza yapma ihtimalinin) öngörüldüğüne dair önemli bir karine oluşturabilir. Ancak, kaza anında sanığın alkollü olduğunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde kanıtlanamaması durumunda, bilinçli taksirin temel unsurlarından olan 'öngörme' şartının alkolden kaynaklandığı varsayımı yapılamaz. Dolayısıyla, sanığın kaza anında alkollü olduğuna dair kesin bir delil yoksa (veya şüphe varsa), sırf bir kaza meydana geldi diye otomatik olarak bilinçli taksir hükümleri uygulanamaz. Mahkemenin bu durumda basit taksir (TCK m. 22/2) üzerinden değerlendirme yapması ve alkol durumunu kesinleştiremediği için bilinçli taksir artırımı yapmaması, şüpheden sanık yararlanır ilkesine uygun bulunmuştur. Tebliğnamedeki aksi yöndeki bozma önerisine bu nedenle iştirak edilmemiştir.