YCGK 2019/470 sayılı kararında, kaza sırasında yaklaşık 0,65 promil alkollü olduğu değerlendirilen sanığın eyleminde bilinçli taksir şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmasının temel gerekçesi nedir? Alkollü olmanın tek başına bilinçli taksiri oluşturup oluşturmayacağı nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21491

YCGK 2019/470 sayılı kararında, kaza sırasında yaklaşık 0,65 promil alkollü olduğu değerlendirilen sanığın (kazadan 45 dk sonra 0,54 promil ölçülmüş, saatte ortalama 0,15 promil düşüş hesaba katılmıştır) eyleminde bilinçli taksir şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmasının temel gerekçesi, sanığın kanında bulunan alkol seviyesi nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin detaylı bir hekim muayenesi ile belirlenmemiş olması ve kazaya almış olduğu alkolün etkisiyle neden olduğuna ilişkin başkaca kesin bir delil bulunmamasıdır. Kararda, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun görüşlerine atıfla, 0,31-1,00 promil arası kan alkol seviyesine sahip sürücülerin güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediklerinin ivedilikle yapılacak detaylı bir hekim muayenesi ile tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda böyle bir muayene yapılmamıştır. Alkollü olmanın tek başına bilinçli taksiri oluşturup oluşturmayacağı konusunda karar, alkol seviyesinin yanı sıra, alkolün kişinin sürüş yeteneğini somut olarak nasıl etkilediğinin ve kazanın bu etkiyle meydana gelip gelmediğinin kanıtlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilmekle birlikte (direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı şeride geçmesi), bu kusurlu davranışın alkolün etkisiyle bilinçli bir risk alma şeklinde mi (neticeyi öngörüp istememe) yoksa alkolün de etkisiyle basit bir dikkat ve özen eksikliği şeklinde mi (neticeyi öngörememe) ortaya çıktığı kesin olarak ayırt edilememiştir. Bilinçli taksirin varlığı için, failin neticeyi öngörmüş olması gerektiğinden ve bu öngörmeye rağmen 'neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güvenle' hareket etmesi gerektiğinden, somut olayda sadece alkollü olmak bu ağırlaştırılmış kusurluluk halini kanıtlamaya yeterli görülmemiştir. Bu nedenle, olayda basit taksirin varlığı kabul edilmiş, bilinçli taksir şartlarının oluşmadığına hükmedilmiştir.