YCGK 2018/12 E., 2021/21 K. sayılı kararında, alkollü araç kullanma sonucu meydana gelen kazada bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu sonucuna varılırken hangi somut olgular dikkate alınmıştır? Sadece alkollü olmak bilinçli taksir için yeterli midir?
YCGK 2018/12 E., 2021/21 K. sayılı kararında, sürücü belgesine daha önce alkollü araç kullanmaktan el konulmuş olan sanığın, yine alkollü (kaza anında tahminen 0,15 promil/saat düşüşle yaklaşık 0.25-0.30 promil civarı olabilir, metinde doğrudan kaza anı promili belirtilmemiş ama daha önce el konulduğu bilgisi var) ve süratli bir şekilde araç kullanarak yayaya çarpıp ölümüne neden olduğu olayda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Bu sonuca varılırken dikkate alınan somut olgular şunlardır: 1. **Görgü Tanıklarının Beyanları:** Kazayı gören tanıkların, sanığın hızlı bir şekilde seyrettiğini, yola çıkan öleni (yayayı) görmesine rağmen kornaya basarak seyrine devam ettiğini ve hiç fren yapmadan ölene çarptığını ifade etmeleri. 2. **Fren İzinin Olmaması:** Olay yerinde herhangi bir fren izinin tespit edilmemiş olması, sanığın tehlikeyi fark etmesine rağmen hızını azaltmak veya durmak için bir çaba göstermediğini düşündürmektedir. 3. **Aracın Durma Mesafesi:** Aracın çarpma noktasından 76 metre sonra durabilmesi, sanığın mahal sınırlarının çok üzerinde bir hızla seyrettiğini göstermektedir. 4. **Öngörme ve İstememe:** Sanığın, kendi seyir yönüne göre yolun sağından yola girerek karşıya geçmek isteyen öleni görmesine rağmen fren yapmadan ve hızını azaltmadan kornaya basarak seyrine devam etmesi, ölene çarpabileceğini öngördüğünü ancak şoförlük yeteneğine, şansına ve ölen yayanın kendisini fark ederek tedbirli davranacağına güvenerek istemediği neticeye neden olduğunu göstermektedir. Sadece alkollü olmak, tek başına bilinçli taksirin varlığı için her zaman yeterli değildir. Yargıtay'ın birçok kararında (örneğin CGK 2019/470), alkol seviyesinin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve kazaya alkolün etkisiyle neden olup olmadığı somut olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu kararda, alkolün yanı sıra sanığın sürüş tarzı (aşırı hız, fren yapmama, kornaya basarak devam etme) ve tanık beyanları gibi ek olgular, neticeyi öngörmesine rağmen umursamazca hareket ettiği sonucunu güçlendirmiş ve bilinçli taksirin varlığına işaret etmiştir.