TCK Madde 22/2'ye göre taksirli sorumluluk için 'bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi' gerekir. 'Öngörülememe' unsuru ile 'öngörülebilirlik' kavramı arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Bir neticenin öngörülebilir olup olmadığı nasıl tespit edilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21480

TCK Madde 22/2'de geçen 'neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi' ifadesi, basit (bilinçsiz) taksirin temel ayırt edici özelliğidir. Burada fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin meydana gelebileceğini fiilen düşünmemiş, tasavvur etmemiştir. Ancak, taksirli sorumluluğun doğabilmesi için, fail tarafından fiilen öngörülmemiş olan bu neticenin **objektif olarak öngörülebilir** olması gerekir. 'Öngörülebilirlik', taksirin sınırını çizer. Eğer bir netice, failin içinde bulunduğu koşullarda, ortalama zekâ ve tecrübeye sahip, dikkatli ve makul bir kişi tarafından dahi öngörülemiyorsa, bu durumda kaza veya tesadüf söz konusu olur ve taksirli sorumluluk doğmaz. Neticenin öngörülebilir olup olmadığının tespitinde şu kriterler kullanılır: 1. **Objektif Değerlendirme:** Failin kişisel (sübjektif) öngörüsü değil, ortalama, makul bir insanın öngörme yeteneği esas alınır. 2. **Hayat Tecrübeleri ve Bilimsel Veriler:** Genel hayat tecrübeleri, bilinen bilimsel gerçekler ve istatistiksel olasılıklar dikkate alınır. Örneğin, alkollü araç kullanmanın kaza riskini artırdığı genel bir hayat tecrübesidir ve bu nedenle alkollü araç kullanımı sonucu meydana gelen bir kaza neticesi öngörülebilir kabul edilir. 3. **Fiilin Tehlikeliliği:** Gerçekleştirilen davranışın niteliği ve potansiyel tehlikesi öngörülebilirliği etkiler. Kısacası, basit taksirde fail neticeyi **öngörmemiştir**, ancak bu netice objektif olarak **öngörülebilir** niteliktedir. Eğer netice objektif olarak öngörülebilir değilse, failin öngörmemiş olmasının bir önemi kalmaz ve taksirden söz edilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/12-67 E., 2016/45 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, öngörülebilirlik, failin hareketlerinin sonuçlarını tahmin edebilme yeteneğini ifade eder ve bu imkânsızsa taksir değil, kaza veya tesadüf söz konusu olur.