YCGK'nın 2017/16-956 E., 2017/370 K. sayılı kararında, sanık hakimlerin verdikleri usulsüz tahliye kararlarıyla TCK m. 257/1'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri sonucuna nasıl varılmıştır? 'Haksız menfaat' unsuru bu bağlamda nasıl gerçekleşmiştir?
YCGK'nın ilgili kararında, sanık hakimlerin (M.Ö. ve M.B.) verdikleri usulsüz tahliye kararlarıyla TCK m. 257/1'de düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri sonucuna varılmıştır. Bu suçun unsurları şunlardır: 1. **Görevin Gereklerine Aykırı Hareket:** Sanık hakimlerin, reddi hakim taleplerini ve tahliye istemlerini incelerken ve karara bağlarken CMK'nın ve diğer usul yasalarının açık hükümlerine (örneğin, yetki, görev, delillerin değerlendirilmesi, kararların gerekçelendirilmesi) aykırı davrandıkları, dosyaları kısmen dahi incelemeden, delillere temas etmeksizin, hukuka açıkça aykırı bir zeminde, önceden tasarlanmış ve örgütsel bir amaçla hareket ettikleri tespit edilmiştir. Bu durum, görevin gereklerine aykırı harekettir. 2. **Kişilere Haksız Menfaat Sağlama:** Sanıkların verdikleri hukuka aykırı tahliye kararlarıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin yedi ayrı soruşturma dosyasında tutuklu bulunan altmış üç şüpheliye haksız bir menfaat (tahliye edilme olanağı) sağlamışlardır. TCK m. 257/1'deki 'menfaat' kavramı, sadece ekonomik kazancı değil, kişilere hukuka aykırı olarak ve hak etmediği şekilde sağlanan her türlü yararı (örneğin usulsüz tahliye) kapsar. Kararlar uygulanmamış olsa bile, bu kararlarla şüphelilere tahliye olanağı sağlanması haksız menfaat unsurunun gerçekleşmesi için yeterlidir. 3. **Kişilerin Mağduriyeti veya Kamunun Zararı (Seçimlik Unsur):** Kararda öncelikle 'haksız menfaat' unsurunun gerçekleştiği vurgulanmıştır. Bu tür usulsüz tahliye girişimleri aynı zamanda kamu düzenini sarsarak ve yargıya olan güveni zedeleyerek kamunun zararına da yol açabilir. 4. **Kast:** Sanıkların, mesleki kıdemleri ve görevleri dikkate alındığında, yaptıkları işlemlerin ağır hukuka aykırılığını bilebilecek durumda oldukları, bilinçli bir şekilde ve örgütsel bir amaçla hareket ettikleri kabul edilerek suçun manevi unsuru olan kastın varlığına hükmedilmiştir. Sonuç olarak, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce organize edilen tahliye planını hayata geçirirken, görevlerinin gereklerine aykırı hareket ederek tutuklu şüphelilere haksız bir şekilde tahliye menfaati sağladıkları, bu suretle TCK m. 257/1'deki görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kabul edilmiştir.