Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/16210 E., 2016/3589 K. sayılı kararında, istihbari bilgi üzerine durdurulan araçlarda önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramaların hukuka aykırılığı nasıl gerekçelendirilmiştir? Adli arama ile önleme araması arasındaki fark bu kararda nasıl vurgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21468

Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanıkların uyuşturucu madde sevk edeceklerine dair istihbari bilgi üzerine durdurulan araçlarda, Sulh Ceza Mahkemesi'nin önleme araması kararına istinaden yapılan aramaların hukuka aykırı olabileceği belirtilmiştir. Gerekçesi şudur: **Adli Arama Gerekliliği:** Sanıkların uyuşturucu madde sevk edeceklerine dair spesifik bir istihbari bilgi bulunması, olayı belirsiz bir tehlikenin önlenmesi amacını aşan, somut bir suç şüphesinin varlığına işaret eden bir duruma dönüştürmektedir. Ceza Genel Kurulu'nun atıf yapılan kararlarında da (2013/610-2014/512 vb.) belirtildiği üzere, somut bir suç şüphesi varsa yapılması gereken arama 'adli arama'dır (CMK m. 116-119). **Önleme Aramasının Yetersizliği:** Önleme araması (PVSK m. 9), genel güvenliği ve kamu düzenini korumak amacıyla, henüz somut bir suç şüphesi olmayan durumlarda ve belirli yerlerde yapılabilen bir arama türüdür. İstihbari bilgi ile failleri ve konusu belirli hale gelmeye başlayan bir durumda, önleme araması kararı adli aramanın gerektirdiği şartları (hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı/kolluk amiri emri) karşılamaz. Kararda, öncelikle araçların aranmasına dair CMK m. 116-119'a uygun bir adli arama kararı ya da yazılı emir olup olmadığının araştırılması, eğer yoksa yapılan aramanın ve elde edilen delillerin hukuka aykırı sayılacağı ve hükme esas alınamayacağı (Anayasa m. 38/6, CMK m. 206/2-a, 217/2, 230/1-b) vurgulanmıştır. Dolayısıyla, somut suç şüphesi doğduktan sonra önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama, adli arama koşullarını sağlamadığı için hukuka aykırı kabul edilmektedir.