Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararında, avukat olan sanıklar hakkında yapılan arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka aykırılığı iddiası, CMK m. 130 ve Avukatlık Kanunu m. 58 çerçevesinde nasıl değerlendirilmiştir? Sanıkların olay tarihindeki statüleri bu değerlendirmede nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21466

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararında, avukat olan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddiası reddedilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken CMK m. 130 (Avukat bürolarında arama) ve Avukatlık Kanunu m. 58 (Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzerinin aranamayacağı, yazıhane ve konutlarının ancak mahkeme kararı ile ve belirli usullerle aranabileceği) hükümleri dikkate alınmıştır. Kararın redd gerekçesi, sanıkların olay tarihindeki fiili statülerine dayanmaktadır: * **Sanık ...:** Arama ve elkoyma işlemlerinin yapıldığı tarihte avukatlık yapmayıp Belediye Başkanı olarak görev yapmaktaydı. Aramanın yapıldığı yerler belediye binası ve konutuydu. * **Sanık ...:** BDP İl Başkanıydı ve aramanın yapıldığı yerler BDP İl binası ile konutuydu. CMK m. 130 ve Avukatlık Kanunu m. 58'deki özel arama usulleri, avukatın avukatlık mesleği ile ilgili sır saklama yükümlülüğü ve savunma hakkının korunması amacıyla getirilmiştir. Bu koruma, öncelikle avukatlık büroları ve avukatın mesleki faaliyetleriyle doğrudan ilgili belgeler için geçerlidir. Sanıkların arama sırasında aktif olarak avukatlık mesleğini icra etmedikleri ve aramaların avukatlık ofislerinde değil, belediye binası, parti binası ve konutlarında yapıldığı dikkate alındığında, Daire, yapılan arama ve elkoyma işlemlerinin CMK'daki genel arama hükümlerine tabi olduğunu ve özel koruma gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını değerlendirerek hukuka aykırı olmadığı sonucuna varmıştır. Avukat konutlarının aranmasıyla ilgili Avukatlık Kanunu m. 58'deki özel düzenleme ise, avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri iddia edilen suçlarla sınırlıdır. Olayda sanıklara atfedilen suçların (terör örgütü üyeliği vb.) doğrudan avukatlık mesleğiyle ilgili olmadığı da bu değerlendirmede etkili olmuş olabilir.