Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararında, gizli tanığın duruşmada sanıklar ve müdafileri hazır bulunmaksızın dinlenilmesi ve bu durumun savunma hakkını ihlal ettiği iddiası, hangi koşullar altında ve hangi yasal düzenlemelere (CMK m. 58, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu) dayanılarak reddedilmiştir? Gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edip etmeyeceği nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21465

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, gizli tanığın duruşmada sanıklar ve müdafileri hazır bulunmaksızın dinlenilmesinin savunma hakkını ihlal etmediği sonucuna varılırken şu gerekçeler ve yasal düzenlemeler dikkate alınmıştır: 1. **Gerekçeli Karar ve Tedbirler:** Mahkeme, tanığın kimliğinin neden gizlendiği ve neden sanıklar ile müdafileri hazır bulunmadan dinlendiği hususunda gerekçeli bir karar vermiştir (5726 sayılı Kanun m. 9, CMK m. 58/2-3). 2. **Soru Sorma Hakkının Sağlanması:** Sanıklara ve müdafilerine, gizli tanığa sormak istedikleri hususları bildirmeleri için yeterli süre tanınmış, ancak bu hak kullanılmamış, tanığın bizzat huzurda dinlenmesi talep edilmiştir. CMK m. 58/3 soru sorma hakkının saklı olduğunu belirtir. 3. **Beyanların Açıklanması:** Gizli tanık beyanları duruşmada okunarak sanıklara ve müdafilerine bildirilmiş ve bu beyanlara karşı itiraz etme imkanı tanınmıştır (5726 sayılı Kanun m. 9/4). 4. **Belirleyici Delil Olmaması:** En önemlisi, hükümlerin belirleyici ölçüde gizli tanık ifadesine dayandırılmadığı, sanıklara isnat edilen eylemlerin gizli tanık beyanı dışında başka delillere dayandığı tespit edilmiştir. 5726 sayılı Kanun'un 9/8. maddesi, belirli koruma tedbirleri uygulanan (kimliğin gizlenmesi, özel ortamda dinlenme gibi) tanığın beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceğini düzenler. AİHM içtihatlarına da atıf yapan Daire, tanığın menfaatleri ile sanıkların adil yargılanma haklarının dengelendiği ve savunma hakkının kısıtlanmadığı sonucuna varmıştır. Gizli tanık beyanının tek başına mahkumiyete dayanak yapılamayacağı, ancak diğer delillerle desteklendiğinde kullanılabileceği ilkesi burada önemlidir.