Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararında, sanıklar ve müdafilerinin, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma yapmak üzere yeterli süre verilmediği ve bu durumun savunma hakkını ihlal ettiği iddiası nasıl değerlendirilmiştir? Mahkemenin mütalaanın tebliğine ilişkin ara kararına rağmen tebligatın usulsüz yapılmasının sonucu ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21464

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanıklar ve müdafilerinin esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmak üzere yeterli süre verilmediği iddiası detaylı bir şekilde incelenmiştir. Mahkeme, sanıkların ve müdafilerinin yargılamanın başından itibaren savunma yapmama yönünde irade beyan ettiklerini, mütalaanın verildiği 29.03.2013 tarihinden 04.01.2016 tarihine kadar yaklaşık 3 yıl boyunca çeşitli gerekçelerle savunma yapmaktan kaçındıklarını tespit etmiştir. Bu durumun, T.C. Anayasası m. 14 ve AİHS m. 17'de yasaklanan 'hakların kötüye kullanımı' niteliğinde olabileceği ve davaların makul sürede sonuçlandırılması yükümlülüğünü ihlal edebileceği belirtilmiştir. Ancak, mahkemenin 12.12.2015 (kararda 12.10.2015 tarihli celseden sonra yazılı olarak sunulan mütalaa olarak geçiyor, muhtemelen bir yazım hatası var, karar 12.10.2015 celsesinde mütalaanın yazılı bildirilmesine ve tebliğine karar verildiğini belirtiyor) tarihli celsede mütalaanın sanıklara tebliğine dair bir ara karar verdiği, fakat bu tebligatın bir kısım sanıklar ve müdafilerine yapılamadığı, bir kısmına ise duruşmaya 7 günden az süre kala tebliğ edildiği saptanmıştır. En önemlisi, son oturumda sözlü olarak ifade edilmesi ve duruşma tutanağına geçirilmesi gereken mütalaanın, hazır bulunan sanıklar ve müdafileri huzurunda okunmaması usul hükümlerine (CMK m. 216) aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, sanıkların savunma yapmaktan uzun süre kaçınmış olmaları bir yana, mahkemenin kendi ara kararına ve usul hükümlerine aykırı olarak mütalaayı usulünce tebliğ etmemesi ve son celsede okumaması, CMK m. 176/4, m. 190/2 ve m. 216'ya muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiş ve bu durum bozma nedeni yapılmıştır.