CMK m. 108 uyarınca tutukluluğun incelenmesi sürecinde, tutuklu sanığın veya şüphelinin müdafiinin bulunmasının zorunluluğunu, adil yargılanma hakkı çerçevesinde Yargıtay içtihatlarına dayanarak analiz ediniz. Bu zorunluluğun ihlali hangi hukuki sonuca yol açar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214549

Yargıtay, CMK m. 108 uyarınca yapılan tutukluluğun gözden geçirilmesi (incelenmesi) duruşmalarında, tutuklu sanık veya şüphelinin müdafiinin bulunmasını zorunlu kabul etmektedir. Bu zorunluluk, sadece soruşturma aşamasındaki ilk tutuklama talebi (CMK m. 101/3) veya tutukluluk süresinin uzatılması (CMK m. 102/3) ile sınırlı değildir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/1227 E., 2018/754 K. sayılı kararında da detaylıca açıklandığı üzere, kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen ve devam edip etmeyeceğine karar verilen bu önemli aşamada, savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için müdafi varlığı şarttır. Kanun koyucunun, özgürlüğün kısıtlanma tehlikesinin doğduğu ilk anda müdafi zorunluluğu getirip, bu tehlike gerçekleştikten (tutuklama kararı verildikten) sonra 'artık müdafi gerekmez' düşüncesiyle hareket ettiğinin kabulü mümkün değildir. Bu zorunluluğun ihlali, yani müdafi olmaksızın tutukluluğun devamına karar verilmesi, CMK m. 289/1-e ('duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması') kapsamında 'kesin hukuka aykırılık' (mutlak bozma nedeni) teşkil eder. Bu durum, temyiz incelemesinde re'sen dikkate alınır ve kararın bozulmasına neden olur (URL: https://kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-108-madde-cmk/).