Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan (TCK m. 288) açılan bir kamu davasında, asıl ceza davasının tarafı olan bir şikayetçinin (örneğin bir banka), 'suçtan doğrudan zarar gören' sıfatıyla bu davaya katılması mümkün müdür? Yargıtay'ın 'suçtan zarar görme' kavramına yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214548

Hayır, mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin ceza davasına 'katılan' sıfatıyla kabul edilebilmesi için suçtan 'doğrudan' zarar görmüş olması gerekir. Dolaylı, muhtemel veya manevi zararlar (itibar zedelenmesi, güven kaybı gibi) davaya katılma hakkı vermez. Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu, TCK'nın 'Adliyeye Karşı Suçlar' bölümünde düzenlenmiştir ve bu suçla korunan hukuki değer, bireylerin veya kurumların menfaatleri değil, 'adliyenin saygınlığı' ve 'yargılamanın tarafsızlığı' gibi kamusal değerlerdir. Bu suçun mağduru toplumu temsil eden kamudur. Bu nedenle, asıl ceza davasının tarafı olan şikayetçi (örneğin, bir dolandırıcılık davasının mağduru olan banka), yargılamayı etkileme eyleminden doğrudan bir zarar görmez. Uğradığı zarar dolaylıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/5448 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu suçun niteliği ve koruduğu hukuki yarar itibarıyla şikayetçi, suçun mağduru olmadığından ve suçtan doğrudan zarar görmediğinden davaya katılamaz. Katılma kararı verilmiş olsa bile bu karar hukuki değerden yoksundur ve temyiz yetkisi vermez (URL: https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/adil-yargilamayi-etkilemeye-tesebbus-sucu-cezasi.html).