Hakem kararının icra edilebilirliği açısından, 1086 sayılı HUMK ile 6100 sayılı HMK arasındaki temel fark nedir? HMK m. 439/4 hükmünün tahkimin hızlandırılmasına etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214528

Hakem kararının icra edilebilirliği konusunda HUMK ile HMK arasında temel bir fark bulunmaktadır. 1086 sayılı HUMK döneminde, bir hakem kararının icra edilebilmesi için, kararın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 'tasdik edilmesi' (onaylanması) ve kesinleşmesi gerekiyordu. Bu, tahkim sürecini uzatan ve adli yargının bir denetimini gerektiren bir adımdı. 6100 sayılı HMK ise bu sistemi tamamen değiştirmiştir. HMK m. 439/4 uyarınca, hakem kararları verildikleri anda, herhangi bir mahkeme onayına veya kesinleşme şartına gerek olmaksızın, tıpkı kesinleşmiş bir mahkeme kararı gibi 'derhal icra edilebilir' hale gelir. Hakem kararına karşı gidilebilecek tek yol, tahkim yerindeki mahkemede 'iptal davası' açmaktır. İptal davası açılması, kural olarak kararın icrasını durdurmaz; icranın durdurulması için mahkemeden ayrıca teminat karşılığında bir karar alınması gerekir. Bu düzenleme, tahkimi daha cazip ve hızlı bir uyuşmazlık çözüm yolu haline getirmeyi, tahkim sürecini mahkemelerin onay mekanizmasından kurtararak süreci önemli ölçüde hızlandırmayı amaçlamaktadır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas : 2015/558 Karar : 2015/17688) (URL: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-435-tahkim-yargilamasinin-sona-ermesi.html).