'Yüz kızartıcı suç' kavramının ceza hukuku sistemimizdeki yerini ve bu kavramın hangi alanlarda hukuki sonuç doğurduğunu açıklayınız. Bir suçun 'yüz kızartıcı suç' olup olmadığı nasıl tespit edilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214511

'Yüz kızartıcı suç' kavramı, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) tanımlanmış bir suç kategorisi değildir ve ceza hukuku (mahkumiyet, cezanın türü vb.) açısından doğrudan bir sonuç doğurmaz. Bu kavram, daha çok Anayasa (m. 76 - milletvekili seçilme yeterliliği) ve bazı özel kanunlarda (memuriyet, avukatlık, hakimlik gibi mesleklere girişte veya bazı hakları elde etmede) bir engel veya hak yoksunluğu sebebi olarak karşımıza çıkar. Hukuki niteliği itibarıyla, toplumun ahlaki değer yargılarına göre utanç verici ve onur kırıcı kabul edilen suçları ifade eder. Bir suçun 'yüz kızartıcı suç' olup olmadığı, her bir özel kanun metnine bakılarak tespit edilir. Eğer bir kanun, belirli suçları (zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi) saydıktan sonra '...gibi yüz kızartıcı suçlar' ibaresini kullanıyorsa, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik kararlarına göre bu 'gibi' edatı, sadece kanunda sayılan suçların niteleyici bir ifadesidir. Yani, kanunda açıkça sayılmayan bir suç, yorum yoluyla 'yüz kızartıcı suç' olarak kabul edilemez. 'Suç ve cezaların kanuniliği' ilkesi, bu tür genişletici yorumları engeller (Danıştay İDDGK Kararı - Karar No: 2016/126) (URL: https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yuz-kizartici-suclar-nelerdir).