Manevi tazminat talepleri, belirsiz alacak davası olarak ileri sürülebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımının ardındaki 'manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi'ni izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214490

Hayır, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminat talepleri belirsiz alacak davası olarak ileri sürülemez. Yargıtay, bu konudaki yaklaşımını 'manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi'ne dayandırmaktadır. Bu ilkeye göre, manevi zarar, meydana geldiği anda tek bir bütündür ve sonradan kısımlara ayrılarak dava edilemez. Davacı, dava açtığı anda uğradığı manevi elem ve ızdırabı bir bütün olarak takdir etmeli ve talep edeceği miktarı belirlemelidir. Manevi tazminatın miktarı, hakimin takdirine bağlı olsa da, alacağın kendisi davacı tarafından belirlenebilir niteliktedir; yani belirsiz değildir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2013/3004 E., 4066/2013 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirleyebileceğinden, HMK m. 107'de aranan 'alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyememe' şartı manevi tazminat için geçerli değildir. Bu nedenle, manevi tazminat davasının ne kısmi dava ne de belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir; dava açılırken talep edilen tüm miktar belirtilmelidir (URL: https://ayboga.av.tr/belirsiz-alacak-davasi/).