Kamu kurumunda geçtiği iddia edilen çalışmaların tespitine yönelik bir hizmet tespiti davasında, mahkemenin ispat açısından dikkate alması gereken temel ilke nedir? Bu tür davalarda tanık beyanlarının delil değeri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ışığında nasıl değerlendirilmelidir?
Kamu kurumlarında geçen çalışmaların tespitine yönelik hizmet tespiti davaları, özel bir nitelik arz eder. Bu davalarda temel ilke, kamu kuruluşlarındaki çalışmaların resmi kayıtlara ve yazılı belgelere dayanmasıdır. Ücret ödemelerinin de belgelere dayandırılması esastır. Bu nedenle, mahkeme öncelikle davalı kamu kurumundan dava konusu döneme ilişkin ücret tediye bordroları, personel dosyası, banka kayıtları ve diğer tüm resmi belgeleri eksiksiz olarak getirtmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/2670 E., 2017/1456 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bu tür davalarda salt tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Çünkü davacının kamu kurumu olan belediye bünyesinde ücretsiz çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Tanık beyanları, ancak yazılı delillerle desteklendiğinde veya yazılı delillere ulaşmanın fiilen imkansız olduğu kanıtlandığında bir anlam ifade edebilir. Mahkeme, kayıtlarda görünmeyen çalışmaların neden bildirim dışı kaldığını derinlemesine araştırmalı, işverenden hiçbir kayıt ibraz edilemiyorsa bunun sebebini sormalı ve ancak fiili imkansızlık durumunda bordro tanıklarının beyanlarına başvurmalıdır. Özetle, kamu kurumlarına karşı açılan hizmet tespiti davalarında yazılı delil esası geçerlidir ve tanık beyanları tek başına yeterli değildir (URL: https://www.zulkufarslan.av.tr/hizmet-tespiti-davasi/).