Ceza muhakemesinde 'kamu davası' kavramını ve bu davanın açılmasındaki 'mecburilik' ve 'kamusallık' ilkelerini açıklayınız. Cumhuriyet savcısının bu ilkelerden ayrılarak takdir yetkisini kullanabildiği istisnai haller nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214461

Kamu davası, bir suç işlendiğine dair yeterli şüpheye ulaşan Cumhuriyet savcısının, devlet adına ceza mahkemeleri nezdinde açtığı ceza davasıdır. Bu süreç, ceza muhakemesinin 'kamusallık' ve 'mecburilik' ilkeleriyle yürütülür. Kamusallık ilkesi, suçun takibinin şikayete bağlı suçlar hariç olmak üzere, mağdurun iradesinden bağımsız olarak devlet tarafından (savcılık makamınca) yapılmasını ifade eder. Mecburilik ilkesi (CMK m. 170) ise, savcının bir suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturan delil elde etmesi halinde, kamu davası açmak zorunda olduğunu belirtir. Ancak kanun, bu kurala bazı istisnalar getirerek savcıya takdir yetkisi tanımıştır. Bu istisnai haller şunlardır: 1) Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (CMK m. 171/2): Üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, savcı belirli şartlar (şüphelinin daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmaması, zararın giderilmesi vb.) altında beş yıl süreyle kamu davası açmayı erteleyebilir. 2) Etkin Pişmanlık (TCK'da ilgili suçlarda düzenlenir): Failin suçtan sonra pişmanlık göstererek zararı gidermesi gibi durumlarda, kanunun izin verdiği hallerde savcı dava açmayabilir. 3) Şahsi Cezasızlık Sebepleri (TCK m. 167 gibi): Belirli akrabalık ilişkileri içinde işlenen bazı suçlarda ceza verilmeyeceği için savcı takdir yetkisi kullanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir (URL: https://avmehmetgenc.com/kamu-davasi).