CMK Madde 206/2-b'ye göre 'delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa' delil reddolunur. Bu hükmün uygulanmasında 'karara etkisi olmama' kriteri nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay içtihatları bu konuda ne tür bir yaklaşım sergilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #21445

CMK Madde 206/2-b, ispat edilmek istenen olayın karara (hükme) etkisi olmayan delillerin reddedileceğini belirtir. Bu kriter, delilin 'relevant' (ilgili) olmasıyla yakından ilişkilidir. Bir delilin karara etkisinin olup olmadığı değerlendirilirken, o delilin iddia veya savunmayı destekleyip desteklemediği, suçun unsurlarının veya cezanın tayininin aydınlatılmasına katkı sağlayıp sağlamadığı incelenir. Eğer bir delil, olayın aydınlatılmasına, maddi gerçeğe ulaşılmasına veya sanığın hukuki durumunun belirlenmesine hiçbir katkı sağlamayacaksa, karara etkisi yok demektir ve reddedilebilir. Yargıtay, bu değerlendirmenin mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre yapılması gerektiğini, delilin soyut olarak değil, dosya bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Örneğin, YCGK 2017/420 sayılı kararında, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağı değerlendirilen savunma tanıklarının dinlenmesi talebinin mahkemece reddedilebileceği kabul edilmiştir. Ancak bu ret kararının gerekçeli olması ve keyfiliğe yol açmaması esastır.