Tefecilik suçunun (TCK m. 241) ispatında, sanığın evinde veya işyerinde çok sayıda senet, çek ve alacak belgesi bulunmasının delil değeri nedir? Bu belgelerde adı geçen kişilerin 'tanık' olarak dinlenmesi, suçun sübutu açısından nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214436

Tefecilik suçunun ispatında, sanığın evinde veya işyerinde kendisine ait olmayan, çok sayıda farklı kişilere ait senet, çek ve alacak belgesi bulunması, suçun işlendiğine dair çok güçlü bir 'dolaylı delil' veya 'emare' teşkil eder. Tek başına mahkumiyet için yeterli olmasa da, sanığın bu işi bir meslek veya alışkanlık haline getirdiğini ve sistematik olarak ödünç para verme faaliyeti yürüttüğünü gösteren önemli bir işarettir. Bu durum, özellikle sanığın bu belgelerin varlığını makul bir ticari veya hukuki ilişkiyle açıklayamaması halinde, tefecilik kastına işaret eder. Bu belgelerde adı geçen kişilerin (borçluların) soruşturma veya kovuşturma aşamasında 'tanık' olarak dinlenmesi, suçun sübutu açısından hayati bir rol oynar. Çünkü bu tanıklar, dolaylı delil olan belgeleri 'doğrudan delil' niteliğine yaklaştırabilirler. Bu tanıkların beyanlarıyla; - Sanıktan hangi koşullarda borç para aldıkları, - Para karşılığında faiz veya başka bir menfaat ödeyip ödemedikleri, - Belgelerin (senet, çek) bu borç ilişkisi nedeniyle mi verildiği, - Sanığın bu işi başkalarına karşı da yapıp yapmadığı gibi suçun maddi ve manevi unsurlarını aydınlatacak hususlar doğrudan ortaya konulabilir. Metindeki Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/6883 K. sayılı kararında da 'sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramada ele geçen senetler' ve 'ayrıntılı tanık ifadeleri', suçun sübutu için temel deliller olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, belgeler şüpheyi oluşturur, tanık beyanları ise bu şüpheyi kesinliğe yaklaştırır.