5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 144. maddesi, kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan bazı kişilerin tazminat isteyemeyeceğini düzenler. Bu istisnalardan biri olan 'Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler' (CMK m. 144/1-b) hükmünü somut bir örnekle açıklayınız. Bu düzenlemenin ardındaki hukuki ilke nedir?
Bu hüküm, kanunların geriye yürümezliği ilkesinin ve kazanılmış haklara saygının bir yansımasıdır. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse: Varsayalım ki bir kişi, 2010 yılında işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı tutuklanmış ve yargılama sonunda beraat etmiştir. O tarihte yürürlükte olan kanuna göre, bu suçtan beraat edenlerin tazminat hakkı bulunmamaktadır. 2012 yılında CMK'da bir değişiklik yapılmış ve artık bu suçtan beraat edenlerin de tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. İşte CMK m. 144/1-b hükmü, bu kişinin 2012'deki yeni kanuna dayanarak geriye dönük olarak tazminat isteyemeyeceğini belirtir. Çünkü kişinin tutuklandığı ve beraat ettiği tarihteki hukuki statüsü, ona tazminat hakkı vermiyordu. Sonradan çıkan lehe kanun, geçmişte tamamlanmış hukuki durumlara etki ederek yeni bir hak yaratmaz. Bu düzenlemenin ardındaki hukuki ilke, 'hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik'tir. Devlet, bir eylemde bulunduğu tarihteki hukuk kurallarına göre sorumlu tutulur. Sonradan çıkan kanunlara göre geçmişe dönük olarak sürekli yeni tazminat yükümlülükleri doğması, devletin mali ve hukuki öngörülebilirliğini ortadan kaldırır. Bu nedenle, tazminat hakkının var olup olmadığı, koruma tedbirinin uygulandığı ve sona erdiği tarihteki mevzuata göre belirlenir.