5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 108. maddesi uyarınca yapılan tutukluluk incelemelerinde, şüpheli veya sanığın müdafiinin görüşünün alınmasının zorunlu olup olmadığını, CMK'nın 102. maddesindeki uzatma kararlarıyla ilgili düzenlemeyi de dikkate alarak yorumlayınız.
Evet, özellikle tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin kararlar başta olmak üzere, CMK m. 108 kapsamındaki periyodik tutukluluk incelemelerinde de şüpheli veya sanığın müdafiinin görüşünün alınması zorunludur. Bu zorunluluk, CMK'nın ruhundan, adil yargılanma hakkından ve özel hükümlerden kaynaklanmaktadır. CMK m. 102/3, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin kararların, 'Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra' verileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu, uzatma kararları için getirilmiş açık bir zorunluluktur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin E. 2018/1227, K. 2018/754 sayılı kararında da bu ilke genişletilerek yorumlanmıştır. Karar, sadece ilk tutuklama talebinde (CMK m. 101/3) değil, tutukluluğun devamına ilişkin tüm önemli aşamalarda müdafi varlığının ve görüşünün alınmasının 'adaletin selameti' için gerekli olduğunu vurgulamaktadır. Her ne kadar CMK m. 108'deki rutin 30 günlük incelemelerin dosya üzerinden yapılabileceği kabul edilse de, özellikle tutukluluk halinin devamına ilişkin verilecek gerekçeli kararların, savunma hakkı kısıtlanmadan, en azından dosyaya sunulmuş müdafii beyanları dikkate alınarak verilmesi gerekir. Müdafiin görüşü alınmadan verilen bir uzatma kararı, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve CMK m. 289 uyarınca mutlak bozma nedeni teşkil eder.