Bir trafik kazası sonucunda yaralanan ve aynı zamanda alkollü olduğu tespit edilen bir sürücünün, karşı tarafın kusurlu olduğu bir senaryoda, kendi alkollü olmasının tazminat sorumluluğuna etkisi nedir? Bu durum, illiyet bağının kesilmesi veya müterafik (ortak) kusur olarak nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214424

Alkollü bir sürücünün karıştığı kazada tazminat sorumluluğu belirlenirken, alkolün kazanın meydana gelmesindeki rolü esastır. Sürücünün sadece alkollü olması, tek başına tüm kusurun kendisine yüklenmesi veya tazminat hakkını tamamen kaybetmesi anlamına gelmez. Hukuki değerlendirme, 'illiyet (nedensellik) bağı' ve 'müterafik (ortak) kusur' kavramları üzerinden yapılır: 1) İlliyet Bağı: Öncelikle, sürücünün alkollü olması ile kazanın meydana gelmesi arasında bir illiyet bağı olup olmadığı araştırılır. Eğer kaza, tamamen karşı tarafın kusurlu eyleminden (örneğin, kırmızı ışıkta geçmesi) kaynaklanmışsa ve alkollü sürücünün alkolsüz olsaydı bile bu kazadan kaçınmasının mümkün olmadığı tespit edilirse, illiyet bağı kesilmiş sayılır. Bu durumda alkollü sürücü, kusursuz olduğu için zararının tamamını karşı taraftan talep edebilir. Alkollü olmak, bu senaryoda tazminat sorumluluğunu etkilemez. 2) Müterafik (Ortak) Kusur (TBK m. 52): Eğer alkolün, sürücünün reaksiyon süresini yavaşlatarak, manevra kabiliyetini azaltarak veya tehlikeyi geç fark etmesine neden olarak kazanın meydana gelmesine veya zararın artmasına katkıda bulunduğu tespit edilirse, bu durum müterafik kusur olarak değerlendirilir. Bu durumda mahkeme, bilirkişi raporuyla tarafların kusur oranlarını (örneğin, %70 karşı taraf, %30 alkollü sürücü) belirler. Hukuk hakimi, alkollü sürücünün kendi kusuruna isabet eden oranda tazminattan indirim yapar. Yani sürücü, zararının tamamını değil, karşı tarafın kusuruna isabet eden kısmını (örnekte %70'ini) alabilir. Özetle, alkollü olmak otomatik bir sonuç doğurmaz; her olayda alkolün kazaya etkisinin somut olarak ispatlanması gerekir.