Hırsızlık suçuna iştirakte 'bağlılık kuralı'nın (TCK m. 40) anlamı nedir? Bu kurala göre, suça iştirak eden bir kişinin (azmettiren veya yardım eden) sorumlu tutulabilmesi için, asıl failin eyleminin hangi şartları taşıması gerekmektedir? Failin cezalandırılmasını önleyen kişisel bir nedenin (örneğin yaş küçüklüğü) diğer suç ortaklarına etkisi olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214414

'Bağlılık kuralı', bir suça iştirak edenlerin (azmettiren, yardım eden) cezai sorumluluğunun, asıl failin işlediği fiilin hukuki niteliğine bağlı olduğunu ifade eden temel bir ceza hukuku ilkesidir. TCK m. 40/1'e göre, 'Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir.' Bu, iştirakçilerin sorumlu tutulabilmesi için, ortada asıl fail tarafından işlenmiş, en azından teşebbüs aşamasına varmış (TCK m. 40/3), kasten işlenmiş ve hukuka aykırı (meşru müdafaa gibi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmayan) bir fiilin olması gerektiği anlamına gelir. Asıl failin bu fiil nedeniyle ayrıca kusurlu (akıl hastası, yaşının küçük olması vb.) olup olmamasının veya cezalandırılıp cezalandırılmamasının bir önemi yoktur. Bu, 'sınırlı bağlılık' kuralı olarak bilinir. Hayır, failin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler diğer suç ortaklarına etki etmez. TCK m. 40/1'in ikinci cümlesi bu durumu 'Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır' şeklinde açıkça düzenlemiştir. Örneğin, 14 yaşındaki bir çocuğu hırsızlık yapmaya azmettiren bir kişi, çocuk yaş küçüklüğü nedeniyle ceza almasa veya indirimli ceza alsa bile, azmettiren kişi kendi kusurlu fiiline göre tam olarak cezalandırılır. Her ortağın sorumluluğu, kendi kusuru çerçevesinde bireysel olarak belirlenir.