Reddi miras (mirasın reddi) beyanında bulunan bir yasal mirasçının payı, mirasçılık hukukunun hangi temel ilkesine göre diğer mirasçılara intikal eder? Mirası reddeden kişinin altsoyunun bulunması ile bulunmaması arasında, payının akıbeti açısından ne gibi bir fark vardır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214410

Reddi miras beyanında bulunan bir yasal mirasçının payı, TMK m. 611/1'de düzenlenen 'mirasbırakandan önce ölmüş gibi sayılma' ilkesine göre diğer mirasçılara intikal eder. Bu hükme göre, 'Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, mirasçının kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi, hak sahiplerine geçer.' Bu bir hukuki varsayımdır. Mirası reddeden kişinin altsoyunun (çocukları, torunları) bulunup bulunmaması, payının akıbeti açısından temel bir fark yaratır. Bu durum, zümre (derece) sistemi ve kök içinde halefiyet ilkesiyle ilgilidir: 1) Mirası Reddeden Kişinin Altsoyu Varsa: Bu durumda, reddeden mirasçı sanki ölmüş gibi kabul edildiğinden, onun yerine kendi altsoyu (çocukları) mirasçı olur. Reddedilen pay, doğrudan bu altsoya geçer. Örneğin, A'nın çocukları B ve C olsun. B mirası reddederse ve B'nin de D ve E adında çocukları varsa, B'nin payı D ve E arasında eşit olarak paylaştırılır. Miras C'ye geçmez. 2) Mirası Reddeden Kişinin Altsoyu Yoksa: Eğer mirası reddeden kişinin altsoyu yoksa, onun payı kendisiyle aynı zümrede (derecede) bulunan diğer mirasçılara geçer. Yukarıdaki örnekte, B mirası reddettiğinde eğer hiç çocuğu olmasaydı, B'nin payı tamamen kardeşi C'ye geçerdi. C, mirasın tamamına sahip olurdu. Bu kurallar, yasal mirasçılığın doğal akışını ve kan hısımlığına dayalı sistemi korumayı amaçlar.