Hizmet tespit davasının 'kamu düzeni' ile ilgili olmasının, yargılama usulü üzerindeki en önemli etkisi nedir? Bu ilke, hakimin delilleri değerlendirmesi ve resen araştırma yapma yetkisi açısından ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214406

Hizmet tespit davasının 'kamu düzeni' ile ilgili olmasının yargılama usulü üzerindeki en önemli etkisi, bu davalarda HMK'da geçerli olan 'taraflarca getirilme ilkesi'nin (HMK m. 25) esnetilerek, yerine 'resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi'nin uygulanmasıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2022/8459 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu davalar 'kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.' Bu ilkenin pratik anlamı şudur: Hakim, sadece tarafların (davacı işçi ve davalı işveren/SGK) sunduğu delillerle bağlı değildir. Davanın temel amacı, maddi gerçeği, yani sigortalının fiili çalışma günlerini ve kazancını doğru bir şekilde ortaya çıkarmak olduğundan, hakim bu amaca ulaşmak için gerekli gördüğü her türlü araştırmayı kendiliğinden yapabilir ve delil toplayabilir. Örneğin, taraflar talep etmese bile, komşu işyerlerinden bordro tanıkları celbedebilir, ilgili meslek kuruluşlarından veya vergi dairesinden kayıtlar isteyebilir, SGK müfettiş raporlarını dosyaya getirtebilir. Davacının delillerinin yetersiz kaldığı durumlarda, hakim 'dava ispatlanamadı' diyerek davayı hemen reddetmek yerine, gerçeği ortaya çıkaracak tüm kanalları tüketmekle yükümlüdür. Bu, sosyal güvenlik hakkının Anayasal bir hak olması ve devletin bu hakkı koruma yükümlülüğünden kaynaklanan özel bir yargılama usulüdür.