6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 351. maddesi, taşınmazı yeni edinen malike, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açması için iki farklı süre ve yöntem öngörmektedir. Bu iki yöntemi (ihtar çekerek 6 ay sonra dava açma ve sözleşme sonunu bekleyerek dava açma) karşılaştırarak, yeni malikin hangi durumda hangi yolu tercih etmesinin daha avantajlı olacağını hukuki gerekçeleriyle analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214405

TBK m. 351, yeni malike ihtiyaç nedeniyle tahliye için iki seçimlik hak tanır: 1) Birinci Yol (İhtar + 6 Ay Sonra Dava): Yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bir ihtarname göndererek durumu bildirir. Bu bildirimden sonra, edinme tarihinden itibaren altı ay geçince tahliye davası açabilir. Bu yol, kira sözleşmesinin bitiş tarihini beklemek istemeyen ve acil ihtiyacı olan yeni malik için avantajlıdır. Özellikle, kira sözleşmesinin bitimine daha uzun bir süre varsa (örneğin 2-3 yıl), bu yöntemle çok daha erken bir tarihte tahliye sağlanabilir. 2) İkinci Yol (Sözleşme Sonunda Dava): Yeni malik, dilerse bu hakkını, eski malik gibi, mevcut kira sözleşmesinin sona ermesini bekleyerek, sözleşme bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak da kullanabilir. Bu yolun avantajı, ihtarname gönderme zorunluluğunun olmamasıdır. Eğer yeni malik, edinimden sonraki bir aylık ihtar süresini kaçırmışsa, bu ikinci yola başvurarak hakkını kaybetmemiş olur. Ayrıca, kira sözleşmesinin bitimine çok az bir süre kalmışsa (örneğin 2-3 ay), ihtar çekip 6 ay beklemek yerine sözleşme sonunu beklemek daha pratik olabilir. Hangi yolun tercih edileceği; yeni malikin ihtiyacının aciliyetine, kira sözleşmesinin kalan süresine ve bir aylık ihtar süresini kaçırıp kaçırmadığına bağlıdır. İki yol da aynı hukuki sonuca, yani ihtiyaç nedeniyle tahliyeye götürür; fark, sadece dava açma zamanlamasındadır.