Bir trafik polisinin, alkol denetimi sırasında, sürücünün alkolmetreye üflemeyi reddetmesi veya teknik bir nedenle ölçüm yapılamaması durumunda, sadece kendi gözlemlerine dayanarak 'alkol test raporu' düzenlemesi ve bu rapora istinaden cezai işlem uygulaması hukuka uygun mudur? Bu uygulamanın hukuki dayanağı ve sınırları nelerdir?
Evet, bu uygulama belirli şartlar altında hukuka uygundur. Bu uygulamanın hukuki dayanağı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesidir. Bu maddeye göre, teknik cihazla (alkolmetre) ölçüm yapılamayan veya sürücünün bu ölçüme itiraz ettiği/kabul etmediği durumlarda, sürücünün alkollü olup olmadığına dair tespit için sağlık kuruluşuna sevk edilmesi esastır. Ancak, aynı maddede, bu imkanların da bulunmadığı hallerde, trafik görevlilerinin sürücünün dış görünüşü, konuşması, tavır ve hareketleri gibi belirtilere dayanarak bir 'alkol test raporu' düzenleyebileceği belirtilmiştir. Bu rapor, sürücünün alkollü olduğuna dair bir karine oluşturur ve buna dayanılarak cezai işlem uygulanabilir. Ancak bu yetkinin sınırları vardır: 1) Objektif Gözlemlere Dayanmalıdır: Polis memurunun, raporda sürücünün hangi somut belirtileri (örneğin, peltek konuşma, dengesiz yürüme, gözlerde kanlanma, nefeste alkol kokusu) gösterdiğini açıkça ve detaylı bir şekilde belirtmesi gerekir. Soyut ve genel ifadeler yeterli değildir. 2) Son Çare Olmalıdır: Bu yönteme, ancak alkolmetre ile ölçümün veya kan tahlili için sağlık kuruluşuna sevkin fiilen mümkün olmadığı durumlarda başvurulabilir. Bu imkanlar varken kullanılmamışsa, düzenlenen rapor hukuka aykırı olur. Sürücü, bu rapora ve buna dayalı cezai işleme karşı Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz edebilir. İtiraz sürecinde, raporun yeterli ve objektif gözlemler içerip içermediği ve diğer tespit yöntemlerine başvurulmamasının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı denetlenir.