CMK m. 144/1-e bendi, 'Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar'ın tazminat isteyemeyeceğini düzenlemektedir. Bu hükmün temelindeki ilke nedir ve bu durum, haksız tutuklama tazminatının genel mantığıyla nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214402

Bu hükmün temelindeki ilke, 'kimsenin kendi kusurlu davranışından hak elde edemeyeceği' (nemo auditur propriam turpitudinem allegans) yönündeki genel hukuk prensibidir. Haksız tutuklama tazminatı (CMK m. 141), kişinin masum olmasına rağmen devletin yargısal faaliyeti nedeniyle katlandığı bir külfetin tazminini amaçlar. Ancak, kişi bizzat kendi yalan beyanıyla, yani kendi hukuka aykırı ve kusurlu eylemiyle bu tedbirin uygulanmasına sebep olmuşsa, devletin bu durumdan kaynaklanan zararı tazmin etme yükümlülüğü ortadan kalkar. Bu durumda, tutuklamanın nedensellik bağı, devletin eyleminden ziyade kişinin kendi yalan beyanına dayanmaktadır. Kişi, adli makamları yanıltarak kendi özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, tazminatın genel mantığı olan 'haksızlığa uğrayan masum bireyin zararının giderilmesi' durumu burada geçerli değildir. Kanun koyucu, bu şekilde sistemi yanıltmaya çalışan ve kendi kusuruyla zarara uğrayan kişiyi koruma kapsamı dışında tutmuştur. Bu düzenleme, dürüstlük kuralının ceza muhakemesindeki bir yansımasıdır ve adli sistemin kötüye kullanılmasını önlemeyi amaçlar.