Tefecilik suçunda (TCK m. 241), eylemin 'bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi' halinde cezanın bir kat artırılması (TCK m. 241/2), ceza hukuku genel hükümleri açısından nasıl bir anlam taşımaktadır? Bu düzenleme, TCK m. 220'de (Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma) düzenlenen genel suç örgütü hükümleriyle birlikte uygulanabilir mi?
Tefecilik suçunun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesinin daha ağır bir ceza ile yaptırıma bağlanması (TCK m. 241/2), kanun koyucunun bu eylemin bireysel bir suçtan çıkarak, organize ve sistematik bir yapı içinde işlendiğinde yarattığı toplumsal tehlikenin ve haksızlık içeriğinin daha fazla olduğunu kabul ettiğini gösterir. Bu, suçun işlenmesindeki planlılık, devamlılık ve mağdurlar üzerindeki baskının artması nedeniyledir. Evet, bu düzenleme TCK m. 220'deki genel suç örgütü hükümleriyle birlikte uygulanabilir ve bu durumda gerçek içtima kuralları geçerli olur. Yani, tefecilik yapmak amacıyla bir örgüt kuran, yöneten veya bu örgüte üye olan kişiler, hem TCK m. 220 uyarınca örgüt kurma, yönetme veya üye olma suçundan ayrı olarak cezalandırılırlar, hem de bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işledikleri her bir tefecilik suçundan dolayı TCK m. 241/1'e göre ceza alırlar ve bu ceza TCK m. 241/2 uyarınca bir kat artırılır. Bu durum, TCK m. 220/4'te yer alan 'Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur' hükmünün bir sonucudur. Dolayısıyla, fail hem örgüt suçundan hem de nitelikli halden artırılmış tefecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Bu, eylemin hem kamu güvenliğine (örgüt suçu) hem de ekonomik düzene (tefecilik suçu) yönelik çifte haksızlık içermesinden kaynaklanmaktadır.