6284 sayılı Kanun'a göre verilen önleyici tedbir kararının (örneğin uzaklaştırma kararı) ihlal edilmesi halinde uygulanan 'zorlama hapsi'nin hukuki niteliği nedir? Bu yaptırımın, bir ceza hukuku mahkumiyeti olmamasının pratik sonuçları nelerdir?
Önleyici tedbir kararının ihlali halinde uygulanan 'zorlama hapsi', bir ceza hukuku anlamında 'hapis cezası' veya bir 'disiplin hapsi' değildir. Hukuki niteliği, idari bir tedbiri ihlal eden kişiyi, gelecekte bu tedbire uymaya zorlamayı amaçlayan, kendine özgü (sui generis) bir tazyik (baskı) hapsidir. Amacı kişiyi cezalandırmak değil, mahkeme kararının etkinliğini sağlamak ve mağduru korumaktır. Bu yaptırımın bir ceza hukuku mahkumiyeti olmamasının önemli pratik sonuçları vardır: 1) Adli Sicile İşlenmez: Zorlama hapsi kararları, kişinin adli sicil (sabıka) kaydına işlenmez. Bu, kişinin gelecekteki memuriyet, iş başvurusu gibi durumlarını etkilemez. 2) Seçenek Yaptırımlara Çevrilemez: Hapis cezalarından farklı olarak, adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilemez. 3) Ertelenemez ve HAGB Uygulanamaz: Cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları, zorlama hapsi için uygulanamaz. Karar verildiği anda infazı gerekir. 4) Koşullu Salıverilme Uygulanmaz: İnfaz Kanunu'ndaki koşullu salıverilme hükümleri zorlama hapsi için geçerli değildir. Kişi, kararda belirtilen sürenin tamamını cezaevinde geçirir. 5) Tekerrüre Esas Olmaz: Daha önce zorlama hapsi uygulanmış olması, daha sonra işlenecek bir suç açısından tekerrür hükümlerinin (TCK m. 58) uygulanmasına neden olmaz. Bu özellikler, zorlama hapsinin cezalandırıcı değil, zorlayıcı ve önleyici niteliğini ortaya koymaktadır.