Bir kiracının imzaladığı iki farklı kira sözleşmesi bulunması durumunda, muvazaa iddiasının icra mahkemesinde ileri sürülüp sürülemeyeceğini İİK m. 269/2 çerçevesinde tartışınız. Alacaklının, bedeli yüksek olan sözleşmeye dayanarak başlattığı takibe karşı borçlunun, düşük bedelli sözleşmenin geçerli olduğunu icra mahkemesinde iddia etmesi neden mümkün değildir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214395

Hayır, borçlu-kiracı, alacaklının başlattığı icra takibine karşı icra mahkemesinde muvazaa iddiasını, yani 'aslında geçerli olan sözleşme bu değil, diğeriydi' iddiasını ileri süremez. Bunun sebebi, icra mahkemesinin dar yetkili bir mahkeme olması ve yargılamanın sınırlı inceleme esasına dayanmasıdır. İİK m. 269/2'ye göre, borçlu ödeme emrine itiraz ederken 'kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır.' Alacaklı, bedeli yüksek olan sözleşmeye dayanarak takip başlattığında, borçlu bu sözleşmedeki imzasına itiraz etmiyorsa, o sözleşmenin varlığını ve içeriğini (kira bedeli dahil) icra hukuku açısından kabul etmiş sayılır. Borçlunun, 'evet bu sözleşmeyi imzaladım ama aslında aramızdaki anlaşma diğer sözleşmedeki gibiydi' şeklindeki savunması, bir muvazaa iddiasıdır ve bu iddianın incelenmesi tanık dinlenmesi, tarafların iradelerinin yorumlanması gibi geniş bir yargılamayı gerektirir. İcra mahkemesi, bu tür bir yargılamayı yapma yetkisine sahip değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/8048 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'Takip dayanağı kira sözleşmesindeki imzasını inkar etmeyen borçlu ne maksatla olursa olsun birden fazla kira sözleşmesi imzalandığı hususunu icra mahkemesinde ileri süremez.' Borçlu, bu muvazaa iddiasını ancak genel mahkemelerde (Sulh Hukuk Mahkemesi) açacağı bir menfi tespit davasında ileri sürebilir.