Bir kişinin, yakalanmamak amacıyla polise kardeşinin kimlik bilgilerini vermesi ve hakkında arama kararı bulunan kardeşi sanılarak tutuklanması durumunda, TCK m. 291 (Başkası Yerine Cezaevine Girme) suçunun 'özel kast' unsuru gerçekleşmiş midir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/6183 K. sayılı kararı ışığında analiz ediniz.
Hayır, bu durumda TCK m. 291'de düzenlenen suçun 'özel kast' unsuru gerçekleşmemiştir. TCK m. 291, failin 'bir hükümlünün veya tutuklunun yerine geçerek onun cezasını çekmek veya onun yerine tutuklu kalmak' özel kastıyla hareket etmesini gerektirir. Failin iradesi, bilerek ve isteyerek başkasının infaz edilecek cezasını veya tutukluluk tedbirini üstlenmeye yönelik olmalıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/6183 K. sayılı kararında ele alınan olayda sanık, kendi işlediği başka bir suçtan yakalandığında, hakkında arama kararı olan bir başkasının kimlik bilgilerini kullanmıştır. Amacı, kendi kimliğini gizlemek ve kendi işlediği suçun sonuçlarından kaçmaktır; amacı başkasının yerine cezaevine girmek değildir. Yargıtay bu durumda, sanığın 'kendisini hükümlü yerine koyarak ve o kişi yerine cezaevine girdiğini bilerek ve isteyerek hareket etmediğini' belirterek suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Dolayısıyla, failin temel amacı kendi cezasından kurtulmak iken tesadüfen başkasının yerine cezaevine girmiş olması, TCK m. 291'in gerektirdiği özel kastı sağlamaz. Bu eylem, koşulları varsa TCK m. 206 (Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan) veya TCK m. 268 (Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması) gibi başka suçları oluşturabilir, ancak TCK m. 291'i oluşturmaz.