Haksız fiil sorumluluğunda ve borca aykırılık sorumluluğunda 'zarar' kavramı nasıl tanımlanır? Hukukumuzda sadece borca aykırılıktan doğan zararlarda söz konusu olan 'müspet zarar' ve 'menfi zarar' kavramlarını tanımlayarak, bu iki zarar türünün aynı anda talep edilememesinin sebebini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214380

Hukukta 'zarar', bir kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen azalma veya yoksun kalınan kazanç olarak tanımlanır. Bu, haksız fiil (örn: birinin arabasına çarpma) veya borca aykırılık (örn: satıcının malı teslim etmemesi) sonucu ortaya çıkabilir. 'Müspet zarar' ve 'menfi zarar' ayrımı, sadece sözleşmeden doğan borca aykırılık hallerinde gündeme gelir. - Müspet (Olumlu) Zarar: Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Bu zarar, 'sözleşme tam ve doğru bir şekilde yerine getirilseydi, alacaklının malvarlığı hangi durumda olacak idiyse', o durum ile mevcut durum arasındaki farktır. Genellikle fiili zararı ve yoksun kalınan kârı (ifa menfaati) içerir. - Menfi (Olumsuz) Zarar: Uyulacağına veya yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi (geçersiz olması) veya yerine getirilmemesi (sözleşmeden dönülmesi) yüzünden, bu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Bu zarar, 'sözleşme hiç yapılmasaydı uğranılmayacak olan' zarardır. Genellikle sözleşme için yapılan masrafları ve kaçırılan fırsatları (güven menfaati) içerir. Bu iki zarar türü aynı anda talep edilemez çünkü birbirlerini dışlayan varsayımlara dayanırlar. Müspet zarar, sözleşmenin ayakta olduğu ve ifa edilmesi gerektiği varsayımına dayanır. Menfi zarar ise, sözleşmenin artık geçersiz olduğu veya ortadan kalktığı varsayımına dayanır. Alacaklı, ya sözleşmenin ifasını ve bunun olmamasından doğan müspet zararını isteyecek, ya da sözleşmeden dönerek sözleşmenin geçersizliğinden doğan menfi zararını talep edecektir. İkisini birden istemek, hem sözleşme varmış gibi hem de yokmuş gibi davranmak anlamına geleceği için çelişkili olur.