1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 57. maddesinde düzenlenen 'Milli Müdafaa Aleyhine Sair Hareketler' suçu ile 765 sayılı (mülga) TCK'nın 135. maddesi (devletin askeri menfaati icabı girilmesi men edilmiş yere gizlice girmek) arasındaki ilişkiyi ve bu suçun oluşumu için aranan 'gizlilik' ve 'kast' unsurlarını Askeri Yargıtay kararları ışığında değerlendiriniz.
Askeri Ceza Kanunu'nun 57. maddesi, geniş bir şekilde milli savunmaya karşı çeşitli eylemleri düzenlerken, bu maddenin kapsamına giren fiillerden biri de mülga TCK'nın 135. maddesinde tanımlanan 'askeri yasak bölgelere girme' suçuydu. Bu suçun oluşabilmesi için failin, yasak bölgeye 'gizlice veya iğfal ile' girmesi gerekmekteydi. Askeri Yargıtay 3. Daire'nin 1993/130 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, suçun oluşması için failin casusluk gibi özel bir amaç taşıması şart olmayıp, yasak bölgeye bilerek ve gizlice girmesi yeterli görülmekteydi. 'Gizlilik' unsuru, eylemin başkaları tarafından fark edilmeyecek şekilde yapılması anlamına gelirken, 'kast' unsuru ise failin girdiği yerin yasak bölge olduğunu bilmesi ve buraya girmeyi istemesidir. Askeri Yargıtay 2. Daire'nin 1993/140 K. sayılı kararında bu unsurların yokluğuna hükmedilmiştir. Kararda, sanığın yakalandığı yerde 'yasak bölge olduğuna dair hiçbir işaretin bulunmaması', gündüz vakti başkalarının da orada balık tutuyor olması gibi nedenlerle, eylemde 'gizlilik' unsurunun ve sanığın yasak bölgeye girdiğini bilerek hareket etme 'kastının' bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu kararlar, suçun oluşumu için hem objektif (işaret, levha vb.) hem de sübjektif (bilme ve isteme) unsurların bir arada bulunması gerektiğini göstermektedir.