5237 sayılı TCK'nın 288. maddesi olan 'Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs' suçu ile 6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi ve sonrası arasındaki temel farklar nelerdir? Bu değişiklik, suçun yaptırımı ve kapsamı açısından nasıl bir daralmaya yol açmıştır?
Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunda 6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, suçu hem kapsam hem de yaptırım açısından önemli ölçüde daraltmıştır. Temel farklar şunlardır: 1) Yaptırım: Değişiklik öncesi suçun cezası 'altı aydan üç yıla kadar hapis cezası' iken, değişiklik sonrası ceza 'elli günden az olmamak üzere adli para cezası' olarak belirlenmiştir. Bu, suçun yaptırımının hapis cezasından sadece adli para cezasına dönüştürülerek önemli ölçüde hafifletildiği anlamına gelir. 2) Suçun Kapsamı ve Amacı: Değişiklik öncesi metin, savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları 'etkilemek amacıyla' alenen beyanda bulunmayı yeterli görüyordu. Bu geniş bir ifadeydi. Değişiklik sonrası metin ise amacı daha spesifik hale getirmiştir. Artık suçun oluşması için beyanın; yargı görevi yapanın 'hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi' ya da bilirkişi veya tanığın 'gerçeğe aykırı beyanda bulunması için' yapılması gerekmektedir. Yani, genel bir 'etkileme' amacı yeterli olmayıp, kişileri 'hukuka aykırı' veya 'gerçeğe aykırı' bir davranışa yöneltme özel kastı aranmaktadır. Bu daraltma, özellikle basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kapsamında yapılan ve yargılamayı eleştiren ancak hukuka aykırı bir sonuca yöneltme amacı taşımayan beyanların suç kapsamı dışına çıkarılmasını hedeflemiştir. Bu değişiklik, suçun uygulama alanını önemli ölçüde daraltmış ve cezasını hafifleterek daha orantılı bir hale getirmiştir.