CMK m. 142'de düzenlenen haksız tutuklama tazminatı davası için öngörülen dava açma süreleri nelerdir? Bu sürelerin hukuki niteliği (zamanaşımı/hak düşürücü süre) nedir? 'Her halde' ibaresiyle başlayan ikinci sürenin işlevi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214367

CMK m. 142/1'e göre, haksız tutuklama nedeniyle tazminat istemi için iki farklı süre öngörülmüştür: 1) Üç Aylık Süre: Bu süre, tazminat hakkını doğuran kararın (beraat, KYOK vb.) veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren başlar. 2) Bir Yıllık Süre: Bu süre ise, karar veya hükmün kesinleşme tarihini izleyen günden itibaren başlar. Bu süreler, nitelikleri itibarıyla 'hak düşürücü süre'dir. Zamanaşımı süreleri gibi durma veya kesilme gibi kurumlara tabi değildirler ve mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınırlar. Bu süreler içinde dava açılmazsa, tazminat talep etme hakkı düşer. Maddede yer alan '...ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde...' ifadesi, bir üst sınır belirlemektedir. Bu, şu anlama gelir: İlgiliye kesinleşme şerhli karar tebliğ edilmemiş veya çok geç tebliğ edilmiş olsa bile, dava açma hakkı, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yılı geçemez. Örneğin, karar kesinleştikten 1,5 yıl sonra ilgiliye tebliğ edilirse, üç aylık süresi henüz başlamamış olsa bile, bir yıllık 'her halde' süresi dolduğu için dava açma hakkını kaybeder. Bu düzenleme, devletin sürekli bir dava tehdidi altında kalmasını önlemek ve hukuki güvenliği sağlamak amacıyla getirilmiştir.