Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre, 'Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen' kişiler, uğradıkları maddi ve manevi zararları Devlet'ten isteyebilirler. Bu tazminat hakkının doğması için tutuklamanın 'haksız' veya 'hukuka aykırı' olmasının ayrıca ispatı gerekir mi? Bu sorumluluğun hukuki niteliğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214366

Hayır, CMK m. 141/1-e bendine dayalı tazminat hakkının doğması için, kişinin maruz kaldığı yakalama veya tutuklama tedbirinin başlangıçta 'haksız' veya 'hukuka aykırı' olduğunun ayrıca ispat edilmesi gerekmez. Kanun, 'kanuna uygun olarak' yakalanan veya tutuklanan kişilerden bahsetmektedir. Yani, soruşturma veya kovuşturmanın başında, CMK'daki şartlar (kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni vb.) bulunduğu için hukuka uygun bir şekilde tutuklanan bir kişi, yargılama sonunda beraat ettiğinde veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) karar verildiğinde, bu tazminat hakkına sahip olur. Bu sorumluluğun hukuki niteliği, Devletin 'kusursuz sorumluluğu' veya 'objektif sorumluluğu'dur. Devlet, yargısal bir faaliyet yürütürken, masumiyet karinesi altındaki bir bireyi özgürlüğünden yoksun bırakarak ona bir külfet yüklemektedir. Yargılama sonunda bu kişinin masum olduğu anlaşıldığında, toplum adına katlandığı bu olağanüstü külfetin, yine toplum adına Devlet tarafından tazmin edilmesi hakkaniyet gereğidir. Burada aranan, tutuklamanın hukuka aykırılığı değil, sonuçta kişinin suçsuz olduğunun anlaşılmasıdır. Bu, masumiyet karinesinin ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının (Anayasa m. 19) somut bir güvencesidir.