TCK m. 217'de düzenlenen 'Kanunlara Uymamaya Tahrik' suçunun oluşabilmesi için aranan 'kamu barışını bozmaya elverişlilik' unsuru ne anlama gelmektedir? Bu unsur, suçun hukuki niteliğini (soyut/somut tehlike suçu) nasıl etkiler? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/361 K. sayılı kararında, 'öz yönetim' açıklamasının bu suç kapsamında değerlendirilmesinin gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214360

TCK m. 217'de düzenlenen 'Kanunlara Uymamaya Tahrik' suçunda aranan 'tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması' unsuru, bu suçu bir 'somut tehlike' suçu haline getirir. Soyut tehlike suçlarında, fiilin işlenmesiyle tehlikenin oluştuğu varsayılırken, somut tehlike suçlarında fiilin, belirli bir hukuki değer (burada kamu barışı) için somut bir tehlike yaratma potansiyeline sahip olması gerekir. Kamu barışını bozmaya elverişlilik, yapılan tahrikin toplumda ciddi bir kargaşa, düzensizlik veya kanunlara karşı genel bir itaatsizlik eğilimi yaratma potansiyeli taşıması anlamına gelir. Hakim, somut olayın koşullarına göre (tahrikin yapıldığı yer, zaman, kitle üzerindeki etkisi, söylenen sözlerin içeriği vb.) bu elverişliliğin var olup olmadığını değerlendirmelidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/8779 K. sayılı kararında da bu unsurun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı onanmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/361 K. sayılı kararında, 'öz yönetim' açıklamasının bu suç kapsamında değerlendirilmesinin gerekçesi, bu açıklamanın 'halkın bir kısmını yasalar çerçevesinde atanan kamu görevlilerini tanımama ve itaatsizliğe çağrıda bulunması' olarak belirtilmiştir. Yani Yargıtay, bu tür bir açıklamayı, mevcut anayasal ve yasal düzene, yani kanunlara uymamaya yönelik bir çağrı olarak yorumlamış ve bu çağrının kamu barışını bozmaya elverişli bir somut tehlike yarattığını kabul etmiştir. Tahrikin fiilen bir itaatsizliğe yol açıp açmaması değil, bu potansiyeli taşıması suçun oluşumu için yeterli görülmüştür.