TBK m. 350 ve 351'de düzenlenen ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya verenin ihtiyacının 'samimi, gerçek ve zorunlu' olması kriteri Yargıtay içtihatlarında nasıl somutlaştırılmaktadır? Henüz doğmamış veya uzak bir geleceğe ilişkin bir ihtiyaca dayanılarak tahliye davası açılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214349

Yargıtay, ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, kiraya verenin ileri sürdüğü ihtiyacın soyut bir iddiadan ibaret kalmaması, 'samimi, gerçek ve zorunlu' olması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Bu kriterler şu şekilde somutlaştırılır: 1) Samimiyet: İhtiyaç iddiası, kiracıyı çıkarmak için bir bahane olmamalıdır. Örneğin, kiraya verenin aynı bölgede başka boş ve kullanılabilir bir mülkü varken ihtiyaç iddiasında bulunması samimi kabul edilmez. Yine, fahiş kira artışı talep edip alamadıktan sonra ihtiyaç davası açması samimiyete gölge düşürebilir. 2) Gerçeklik: İhtiyaç, fiilen mevcut ve somut olmalıdır. Hayali, varsayımsal veya farazi bir ihtiyaç iddiası dinlenmez. Örneğin, yurtdışında yaşayan ve dönme planı olmayan birinin 'dönersem oturacağım' demesi gerçek bir ihtiyaç sayılmaz. 3) Zorunluluk: İhtiyaç, keyfi olmamalı, kiraya veren veya kanunda sayılan yakınları için kiralananın kullanımını zorunlu kılmalıdır. Örneğin, kirada oturan kiraya verenin kendi evine geçmek istemesi zorunlu bir ihtiyaçtır. Hayır, henüz doğmamış veya uzak bir geleceğe ilişkin bir ihtiyaca dayanılarak tahliye davası açılamaz. Yargıtay, ihtiyacın dava açıldığı tarihte mevcut ve devamlılık arz etmesi gerektiğini aramaktadır. 'İleride evlenecek olan çocuğum için', 'birkaç yıl sonra kuracağım iş için' gibi geleceğe dönük ve kesin olmayan ihtiyaçlar, tahliye için geçerli bir sebep olarak kabul edilmez. İhtiyacın yakın ve somut bir tehdit altında olması gerekir.