5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda 'yüz kızartıcı suçlar' kavramına ilişkin yapılan son değişiklikler, kanun yapma tekniği ve 'hukuki belirlilik' ilkesi açısından nasıl bir gelişim göstermektedir?
5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda 'yüz kızartıcı suçlar' kavramının metinden çıkarılarak, bunun yerine belirli hak yoksunluklarına neden olan suçların tek tek sayılması, kanun yapma tekniği ve 'hukuki belirlilik' ilkesi açısından olumlu bir gelişimdir. Eski düzenlemelerde yer alan '...gibi yüz kızartıcı suçlar' şeklindeki soyut ve ucu açık ifadeler, idarenin ve mahkemelerin takdir yetkisini genişletiyor, hangi suçların bu kapsama gireceği konusunda bir belirsizlik yaratıyordu. Bu durum, Anayasa'nın 2. maddesindeki 'hukuk devleti' ilkesinin bir alt unsuru olan 'hukuki belirlilik' ilkesine aykırıydı. Hukuki belirlilik, bireylerin hangi eylemlerinin ne gibi hukuki sonuçlar doğuracağını önceden açık ve net bir şekilde bilebilmelerini gerektirir. Yapılan değişikliklerle, kanun koyucu bu belirsizliği ortadan kaldırmıştır. Artık özel güvenlik görevlisi veya avukat olmak için engel teşkil eden suçlar, kanun metninde tahdidi (sınırlı sayıda) olarak sayılmıştır. Bu sayede idarenin veya yargının, kanunda sayılmayan bir suçu 'yüz kızartıcı' olarak yorumlayıp hak yoksunluğuna neden olmasının önüne geçilmiştir. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın 'gibi' edatını dar yorumlayan ve kanunilik ilkesini vurgulayan içtihatlarıyla da uyumludur.