Bir taşınmaz için aynı tarihte ve aynı taraflar arasında düzenlenmiş, ancak kira bedelleri farklı olan iki ayrı kira sözleşmesinin varlığı durumunda, Yargıtay hangi sözleşmeyi geçerli kabul etmektedir? Bu kabulün arkasındaki mantıksal ve hukuki gerekçe nedir? Muvazaa iddiası bu durumda nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214330

Bir taşınmaz için aynı taraflar arasında düzenlenmiş, kira bedelleri farklı iki sözleşme bulunduğunda, Yargıtay istikrarlı bir şekilde kira bedeli yüksek olan sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Bu kabulün arkasındaki temel gerekçe, hayatın olağan akışıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/5336 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'Davacı-kiracının yüksek bedelli kira sözleşmesini imzalaması için geçerli bir nedeni olmadığı gözetildiğinde düşük bedelli sözleşmenin vergi dairesine ibraz için düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.' Yani, bir kiracının, daha yüksek bir bedel ödemeyi taahhüt eden ikinci bir sözleşmeyi durduk yere imzalaması mantıklı değildir. Genellikle taraflar, daha az vergi ödemek veya başka bir nedenle resmi kurumlara ibraz etmek üzere düşük bedelli bir sözleşme düzenlerken, aralarındaki gerçek iradeyi yansıtan sözleşme yüksek bedelli olandır. Bu durumda, düşük bedelli sözleşme, görünürdeki işlem olup tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için muvazaalı (danışıklı) kabul edilir ve geçersizdir. Tarafların gerçek iradesini yansıtan ve gizli işlem niteliğinde olan yüksek bedelli sözleşme ise geçerli kabul edilerek hukuki uyuşmazlık bu sözleşme hükümlerine göre çözülür.