İştirak nafakasının hukuki dayanağı nedir ve hangi koşullarda sona erer? Çocuğun ergin olmasına rağmen eğitim hayatına devam etmesi, iştirak nafakasının devamı açısından nasıl bir sonuç doğurur?
İştirak nafakası, TMK m. 182/2 ve m. 327 vd. maddelerine dayanan, velayet hakkı kendisine bırakılmayan ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu giderlerine ekonomik gücü oranında katılması yükümlülüğüdür. Bu, boşanmanın bir sonucu değil, anne-babanın çocuğa bakma yükümlülüğünün devamı niteliğindedir. İştirak nafakası, kural olarak şu durumlarda sona erer: 1) Çocuğun Ergin Olması: Çocuğun 18 yaşını doldurması (TMK m. 11), evlenmesi veya mahkeme kararıyla ergin kılınması (TMK m. 12) ile nafaka yükümlülüğü kendiliğinden kalkar. 2) Çocuğun Ölümü. 3) Nafaka Yükümlüsünün Ölümü. Ancak, çocuğun ergin olmasına rağmen eğitim hayatına devam etmesi, kuralın önemli bir istisnasını oluşturur. TMK m. 328/2'ye göre, 'Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.' Bu durumda iştirak nafakası, 'yardım nafakası' niteliğine dönüşerek çocuğun eğitimi bitene kadar devam eder. Ergin olan çocuk, bu nafakayı bizzat kendisi dava açarak talep etmelidir. Mahkeme, anne ve babanın ekonomik durumu ile çocuğun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak nafakaya hükmeder.