Müspet zarar ile menfi zarar arasındaki temel farkları, bu zararların doğumu için aranan hukuki sebep ve korunan menfaat açısından karşılaştırarak açıklayınız. Bir alacaklı, aynı borca aykırılık durumunda hem müspet zararını hem de menfi zararını birlikte talep edebilir mi?
Müspet zarar (olumlu zarar) ile menfi zarar (olumsuz zarar) arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Korunan Menfaat: Müspet zararda, sözleşmenin gereği gibi ifa edileceğine dair güven ve bu ifadan elde edilecek menfaat (ifa menfaati) korunur. Menfi zararda ise, sözleşmenin geçerli olarak kurulacağına veya hüküm ifade edeceğine duyulan güven (güven menfaati) korunur. 2) Hukuki Sebep ve Varsayım: Müspet zararın hukuki sebebi, geçerli bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesidir. Hesaplanırken, 'sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının malvarlığı ne durumda olurdu?' sorusundan hareket edilir. Menfi zararın hukuki sebebi ise, sözleşmenin kurulmaması, geçersiz olması veya sözleşmeden dönülmesidir. Hesaplanırken, 'sözleşme hiç yapılmamış olsaydı alacaklının malvarlığı ne durumda olurdu?' sorusu esas alınır. 3) Zarar Kalemleri: Müspet zarar, genellikle yoksun kalınan karı ve fiili zararı içerir. Menfi zarar ise, sözleşmenin yapılması için yapılan masraflar (noter, posta vb.) ve sözleşmeye güvenerek kaçırılan başka bir sözleşme fırsatı (fırsat kaybı) gibi kalemleri içerir. Hayır, bir alacaklı aynı borca aykırılık durumunda hem müspet hem de menfi zararını birlikte talep edemez. Çünkü bu iki zarar türü birbirini dışlayan varsayımlara dayanır. Müspet zarar tazminatı, sözleşmenin geçerli ve ayakta olduğu varsayımına; menfi zarar tazminatı ise sözleşmenin artık hüküm ifade etmediği varsayımına dayanır. Alacaklı, TBK m. 125'teki seçimlik haklarına göre ya ifayı ve gecikme tazminatını (müspet zarar) ya da sözleşmeden dönüp menfi zararını talep edecektir. Bu bir tercih hakkıdır.