Mağdurenin ruh sağlığının bozulması, TCK m. 103'te düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunda nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Bu sonucun uygulanabilmesi için failin sorumluluğu açısından aranan 'kusurluluk' şartı, TCK m. 23 (netice sebebiyle ağırlaşmış suç) çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214323

Çocuğun cinsel istismarı suçu sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulması, suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini oluşturur ve cezanın artırılmasını gerektirir. TCK m. 103'ün eski (metinde yer alan gerekçedeki) halinde bu durum ayrı bir fıkra olarak düzenlenmişti. Mevcut TCK m. 103'te ise ruh sağlığının bozulması doğrudan bir nitelikli hal olarak sayılmasa da, eylemin niteliği ve sonuçları temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) ve olası bir kasten yaralama suçunun (TCK m. 86/87) oluşumunda dikkate alınır. Bu ağır sonucun faile yüklenebilmesi, TCK m. 23'te düzenlenen 'netice sebebiyle ağırlaşmış suç' hükümlerine tabidir. TCK m. 23'e göre, 'Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.' Bu ilke, 'objektif sorumluluk' anlayışını terk edip 'kusur' prensibini benimser. Dolayısıyla, failin cinsel istismar eylemi sonucunda ortaya çıkan 'ruh sağlığının bozulması' neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu ağır netice açısından en azından taksir derecesinde bir kusurunun bulunması şarttır. Failin, eyleminin mağdur çocuğun ruh sağlığını bozabileceğini öngörmesi gerekip de öngörmemiş olması (basit taksir) veya öngördüğü halde neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenmesi (bilinçli taksir), bu ağırlaştırılmış halden sorumlu tutulması için yeterlidir. Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı bilimsel olarak tespit edilir.