5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde düzenlenen hizmet tespit davasındaki 5 yıllık hak düşürücü sürenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/10-2343 E. sayılı kararında belirtilen istisnalar çerçevesinde işlememesinin hukuki temeli nedir? Bu istisnaların varlığı, sosyal güvenlik hakkının niteliği açısından nasıl bir anlam taşımaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #214308

Hizmet tespit davasındaki 5 yıllık hak düşürücü süre, sigortalının çalıştığı yılın sonundan itibaren başlar. Bu sürenin amacı, uzun yıllar sonra ispat zorluklarının ortaya çıkmasını ve gerçeğe aykırı sigortalılık süreleri edinilmesini önlemektir. Ancak Yargıtay, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde sayılan; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu veya sigortalı hesap fişi gibi belgelerden herhangi birinin SGK'ya verilmiş olması durumunda, hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/10-2343 E. sayılı kararında da bu ilke yinelenmiştir. Bu istisnanın hukuki temeli, adı geçen belgelerden birinin dahi verilmesiyle Kurum'un o işyerinde bir çalışma olgusundan haberdar olduğunun kabul edilmesidir. Kurum haberdar olduğu halde çalışmayı tam olarak tespit etmemişse, bu durumun faturasının sigortalıya kesilemeyeceği ve sigortalının hak kaybına uğramaması gerektiği düşünülmektedir. Bu yorum, Anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkının kamu düzeniyle ilgili olmasından ve devletin kişilerin sosyal güvenliğini sağlama yükümlülüğünden kaynaklanır. Bu istisnalar, sosyal güvenlik hakkının korunmasında zayıf konumda olan işçiyi, işverenin bildirim eksikliklerine karşı koruyan önemli bir güvencedir.