TCK m.2'deki 'Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi' uyarınca, 'suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz' hükmü, ceza yargılamasında 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı ile nasıl bir denge kurar?
Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmak olsa da, bir hukuk devletinde bu, 'her ne pahasına olursa olsun' gerçeğe ulaşma anlamına gelmez. Kanunilik ilkesinin bu hükmü, maddi gerçeğe ulaşma sürecinde temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmemesi için bir sınırlama getirir. Kıyas veya aşırı geniş yorumla suçun kapsamının genişletilmesi, bireyin neyin suç olduğunu önceden bilme hakkını (öngörülebilirlik) ihlal eder. Dolayısıyla, hukukun genel ilkeleri ve Anayasal güvenceler, maddi gerçeğe ulaşılırken dahi kanuni sınırlar içinde kalınmasını zorunlu kılarak, adalet ile hukuka uygunluk arasında bir denge kurar. Bu ilke, yargısal keyfiliğin önüne geçerek bireyin güvencesiz bırakılmasını engeller. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-2-sucta-ve-cezada-kanunilik-ilkesi.html, TCK Madde 2 Gerekçesi)