Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 21.06.2021 tarihli bozma kararında, İstanbul Valisi olan sanığın 2012 yılına ait telefon görüşmesi eylemi için yapılan 'zaman sınırlaması'nın, 'öngörülebilirlik/belirlilik' ve 'eşitlik' ilkeleri uyarınca tüm dosyalarda yapılması gerektiği kanaati neden belirtilmiştir?
Kararda, sanığın telefonla görüşme tarihinin 2012 yılı olduğu, bu tarihte silahlı terör örgütünün kamuoyunca Cemaat olarak bilindiği ve sanığın savunmasının aksini ispatlayacak delil bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme mahkumiyet kararı bozulmuştur. Bu karar, örgütün üst düzey yöneticisi olmadığı veya örgüt piramidinin üçüncü veya daha yukarı katmanında yer almayan bir üye olmadığı gözetilerek yapılan zaman sınırlamasının, 'öngörülebilirlik/belirlilik' ve 'eşitlik' ilkeleri uyarınca tüm dosyalarda yapılması gerektiği kanaatini ortaya koymuştur. Bu kanaat, benzer hukuki ve fiili durumu olan kişiler arasında keyfi farklılıkların oluşmasını engellemeyi, suçun oluştuğu anın ve failin bilgi düzeyinin objektif ve öngörülebilir kriterlere göre belirlenmesini sağlamayı amaçlamaktadır. (Kaynak: C. Yargıtay İçtihadının Değerlendirilmesi)