Yakalama ve tutuklamanın esaslarını düzenleyen Anayasa m.19'daki 'Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir' hükmü, koruma tedbirlerindeki 'görünüşte haklılık' ve 'ölçülülük' ilkeleriyle nasıl ilişkilidir?
Bu Anayasa hükmü, tutuklama gibi temel bir özgürlük kısıtlamasının ancak 'kuvvetli belirti' (görünüşte haklılık) bulunması ve 'kaçma, delillerin yok edilmesi' gibi tutuklamayı zorunlu kılan hallerde (ölçülülük ve orantılılık) 'hakim kararıyla' yapılabileceğini şart koşar. 'Kuvvetli belirti', kişinin suç işlediği yönünde somut ve objektif olgulara dayalı ciddi bir şüpheyi ifade ederek 'görünüşte haklılık' ilkesinin somutlaşmasını sağlar. 'Kaçma, delil karartma' gibi haller ise tutuklamanın keyfi olmaması ve amacına uygun (yani ceza muhakemesinin amacına hizmet etmesi) bir zorunluluktan kaynaklanması gerektiğini göstererek 'ölçülülük' ilkesiyle bağlantılıdır. Bu, kişisel özgürlüklerin korunmasında sıkı bir dengeyi sağlar. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-120-aramada-hazir-bulunabilecekler.html, YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas : 2016/105 Karar : 2017/118, A- Genel Olarak Koruma Tedbiri)