Anayasa Mahkemesi'nin 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi kapsamında yaptığı denetimin, somut bir vakadaki delilleri bizzat değerlendirmeyip, 'delil değerlendirmesinin kalitesi hakkında kanaat açıklamakla' sınırlı olmasının nedeni nedir?
AYM'nin görevi ve yetki alanı, birincil derecede somut bir vakadaki delilleri değerlendirerek kişinin suçluluğu veya suçsuzluğu hakkında doğrudan çıkarımlarda bulunmak değildir; zira bu, bireysel başvuru yolunun amacıyla bağdaşmamaktadır ve bu yetki ceza mahkemelerine aittir. AYM, bunun yerine yargı organlarının belirli konularda değerlendirme yapıp yapmadıklarını, verdikleri kararları yeterli ölçüde gerekçelendirip gerekçelendirmediklerini denetleme yetkisine sahiptir. Bu bağlamda, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi ihlali iddiası gündeme geldiğinde, AYM, derece mahkemelerinin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapmaz. Yalnızca derece mahkemeleri tarafından yapılan delil değerlendirmesinin 'kalitesi' hakkında kanaat açıklayarak, delillerin mahkumiyete esas alınmasının 'öngörülebilir' olup olmadığını sorgular. Yani, 'delillerin yetersizliğinden ziyade, delillerin değerlendirilmesi suretiyle ulaşılan sonucun öngörülemezliğine' işaret eder. (Kaynak: III. "Suçta ve Cezada Kanunilik" İlkesi ile TCK m.30/1 Arasındaki Bağlantı)