Yargıtay'ın FETÖ/PDY ile ilişkili yargılamalarda 'hata' hükümlerinin tatbikinde kullandığı 'başlangıç tarihleri' (milatlar) arasındaki çelişkileri ve bu çelişkilerin uygulamadaki hukuki ve fiili sonuçlarını değerlendiriniz.
FETÖ/PDY yargılamalarında 'hata' hükümlerinin tatbikinde önem arz eden 'başlangıç tarihi' konusunda yargı kararları arasında 'açıklık' ve 'öngörülebilirlik' bulunmamakta, farklı Daire kararları arasında, hatta aynı Dairenin kendi kararları içerisinde 'tenakuz' (çelişki) bulunmaktadır. Yargıtay, bu tarihleri belirlemede 7 Şubat 2012 MİT Krizi, 17-25 Aralık 2013 süreci, 19 Ocak 2014 MİT Tırlarının Durdurulması olayları ile 30 Ekim 2014 (illegal yapılanma), 29 Nisan 2015 (paralel devlet) ve 26 Mayıs 2016 (terör örgütü) MGK kararlarından bahsetmektedir. 'Silahlı terör örgütü' tanımlaması ise ilk defa 20 Temmuz 2016'da yapılmıştır. Bu belirsizlik, hukuki ve fiili durumu aynı olan kişiler bakımından farklı uygulamaların gündeme gelmesine yol açarak 'eşitlik' ve 'hukuk güvenliği' ilkelerini zedelemektedir. Zira kişilerin hangi tarihten itibaren örgütün terör niteliğini bilebileceklerinin net olmaması, 'hata' savunmasının geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. (Kaynak: C. Yargıtay İçtihadının Değerlendirilmesi, Netice itibariyle…)