TCK m.2'deki 'Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi' ile Anayasa m.38 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.7 arasındaki ilişkiyi ve bu ilkelerin ceza hukuku açısından önemini değerlendiriniz.
'Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi' (nullum crimen sine lege, nulla poena sine lege), hem Anayasa m.38'de hem de AİHS m.7'de güvence altına alınan evrensel bir hukuk ilkesidir. Bu ilke, hiçbir kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlu bulunamayacağını ve o suç için kanunda öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceğini ifade eder. TCK m.2 ise bu ilkeyi ulusal mevzuatımıza taşır ve idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağını, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağını ve kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağını belirtir. Bu ilkeler, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının en önemli güvencesidir; zira kişilerin hangi davranışlarının cezai sorumluluk doğuracağını önceden, açık ve anlaşılır bir biçimde bilmelerini sağlayarak keyfi uygulamaların ve belirsizliğin önüne geçer. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-2-sucta-ve-cezada-kanunilik-ilkesi.html, TCK Madde 2 Gerekçesi, YARGITAY CEZA GENEL KURULU - Karar: 2018/444)